ANNELER ve KIZLARI: Görünmeyen Bağlar, Taşınan Yükler ve İyileşme Yolculuğu

B9BC343C-8EAF-49CC-A96E-795CAEA21B79

ANNELER ve KIZLARI: Görünmeyen Bağlar, Taşınan Yükler ve İyileşme Yolculuğu

Bir kız çocuğunun hayatta tanıdığı ilk kadın annesidir. Kadınlığı annesinden öğrenir. Sevmeyi annesinden öğrenir. Değerli olup olmadığını çoğu zaman annesinin gözlerinden anlamaya çalışır. Bu nedenle anne ile kız arasındaki ilişki yalnızca bir ebeveyn-çocuk ilişkisi değildir. Bu bağ, nesiller boyunca aktarılan duyguların, inançların, korkuların ve yaşam deneyimlerinin taşıyıcısıdır. Aile dizimi çalışmalarında sıkça gördüğümüz bir gerçek vardır:

Birçok kadın, bugün yaşadığı ilişki problemlerinin, özdeğer eksikliğinin, terk edilme korkusunun veya kadınlıkla ilgili çatışmaların kökeninde annesiyle olan görünmeyen bağları taşımaktadır.

Çünkü anne yalnızca bir insan değildir. Anne aynı zamanda hayata açılan ilk kapıdır. Kişinin annesiyle ilişkisi, çoğu zaman yaşamla olan ilişkisini de belirler.

Anne ile İlişki Neden Bu Kadar Önemlidir?

Bir kız çocuğu annesinin kucağında yalnızca büyümez. Aynı zamanda kendisiyle ilgili ilk kararlarını da verir.

“Sevilmeye değer miyim?”

“Görülüyor muyum?”

“Yeterli miyim?”

“Olduğum gibi kabul ediliyor muyum?”

Bu soruların cevapları çoğu zaman bilinçli olarak verilmez. Ancak çocuk zihni yaşadığı deneyimlerden sonuçlar çıkarır. Eğer anne kendi yaralarıyla mücadele ediyorsa, duygusal olarak ulaşılmazsa veya sürekli eleştiren bir yapıdaysa, çocuk bunu kendi değeriyle ilişkilendirebilir. Yıllar sonra yetişkin olduğunda ise aynı duygular farklı alanlarda ortaya çıkabilir.

İlişkilerde onay aramak…

Sürekli fedakârlık yapmak…

Kendini geri planda bırakmak…

Sevilmek için çabalamak…

Bunların çoğu bazen bugünden değil, geçmişte kurulan bağlardan beslenir.

Anne Yarası ve Kadınlık Yolculuğu

Aile dizimi çalışmalarında sıkça karşılaştığımız konulardan biri de anne yarasıdır. Anne yarası, annenin kötü biri olması anlamına gelmez. Çoğu zaman annenin de kendi annesinden taşıdığı yüklerin devam etmesidir. Belki anne de görülmedi. Belki o da sevilmediğini düşündü. Belki o da sürekli güçlü olmak zorunda kaldı. İşte tam bu noktada nesiller arası aktarım ortaya çıkar. Çözülmeyen duygular, konuşulmayan acılar ve görülmeyen travmalar kuşaktan kuşağa geçebilir. Kız çocukları bazen annelerinin kaderini tekrar eder. Bazen annelerinin yaralarını taşır. Bazen de annelerinin yaşayamadığı hayatı yaşamaya çalışır. Fakat iyileşme, suçlu aramakla başlamaz.

İyileşme, anlamakla başlar.

Aile Dizimi Çalışmalarında Anne ve Kız İlişkisi

Emre Ziya Yazgan’ın aile dizimi çalışmalarında sıkça vurguladığı konulardan biri şudur: Bir kadın annesini reddettiğinde, çoğu zaman kendi kadınlığının bir bölümünü de reddetmiş olur. Bu nedenle aile diziminde amaç geçmişi değiştirmek değildir. Amaç geçmişle savaşmayı bırakmaktır. Çünkü kişi annesine karşı öfkesini taşıdıkça, aslında kendi içinde bir parçayla mücadele etmeye devam eder. Anneyle barışmak her zaman aynı fikirde olmak anlamına gelmez. Yaşananları onaylamak anlamına da gelmez. Ancak olanı olduğu gibi görebilmek, kişinin enerjisini geçmişten bugüne taşımasına yardımcı olur. Birçok kadın için dönüşüm, annesini değiştirmeye çalışmayı bıraktığı noktada başlar.

Çünkü gerçek özgürlük, başkasının değişmesini beklemek değil, kendi yükünü fark etmektir.

İyileşme Nerede Başlar?

İyileşme bazen tek bir soruyla başlar: “Annemden ne alamadım?” sorusundan önce, “Annemden ne aldım?” sorusunu sorabildiğimiz yerde başlar. Hayat bize annemiz aracılığıyla geldi. Bu nedenle aile diziminde anneye bakmak, yalnızca bir ilişkiye bakmak değildir.

Hayata bakmaktır.

Köklerine bakmaktır.

Kadınlığına bakmaktır.

Kendine bakmaktır.

Ve bazen yıllardır aradığımız cevapların büyük kısmı, annemize baktığımız yerde bizi bekliyordur.

Sonuç

Anne ve kız ilişkisi yalnızca iki insan arasındaki bağ değildir. Bu ilişki aynı zamanda sevgiyle, aidiyetle, kadınlıkla, özdeğerle ve yaşamla kurduğumuz ilişkinin temelidir. Aile dizimi çalışmaları bize şunu gösterir:

Annemizle ilgili çözümlenmemiş her duygu, hayatımızın başka alanlarında görünmeye devam eder. Ve annemizle ilgili fark ettiğimiz her gerçek, kendimize attığımız bir adıma dönüşür. Çünkü bazen iyileşmek, geçmişi değiştirmek değil;

Geçmişin bizi yönetmesine izin vermemektir.